Doktorumuza Danışın
   
İsim
e-mail
Telefon
Sorunuz
 

Ürolojik Kanserler

Böbrek Kanserleri

Böbrek kanserleri tüm kanserlerin % 2'sini oluşturur. Erkeklerde kadınlara nazaran daha fazla görülür. Her yaşta görülebilmekle birlikte 60 yaş üzeri görülme sıklığı daha artar. Sigara, şişmanlık, yüksek tansiyon, çalışma ortamında uzun süre maruz kalınan bazı kimyasallar böbrek kanserinin oluşumunu kolaylaştırmaktadır.


Böbrek tümörünün tanısı konduğunda, hastaların yarısında metastaz (yayılım) yapmış durumdadır. En sık olarak akciğer ve kemiklere metastaz olur.

İdrarda kanama, bel ve yan ağrısı en sık başlangıç belirtileridir. Diğer belirtiler böbrekteki kanama sonrası kan pıhtılarının düşme sürecinde yaşanabilen şiddetli ağrılar, hafif ateş, gece terlemesi, güçten düşme, kilo kaybı olabilir.

Yapılan ultrasonik incelemelerde böbreklerde şüpheli yapıların görülmesi üzerine ileri görüntüleme yöntemleri (bilgisayarlı tomografi-BT, manyetik rezonans-MRI) ile böbrek tümörleri saptanabilir.


Tümörlerin yeri, büyüklüğü, yayılımı, hastanın tek böbrekli olması, tümörlerin her iki böbrekte birden saptanması gibi faktörler tedavi şeklinin belirlenmesinde önem taşır. Günümüzde böbrek kanseri ameliyatları açık ve kapalı yöntemlerle hastanede kısa yatış süreleri ile gerçekleştirilmektedir.

Böbrek kanserleri radyoterapi (ışın tedavisi) ve kemoterapi (ilaç tedavisi) gibi tedavilere dirençli olduğundan cerrahi uygulamanın başarısı çok önemlidir.

Son yıllarda kullanılma giren yeni bazı ilaçlar ile "metastaz yapmış" böbrek tümörlerinin tedavisinde oldukça başarılı sonuçlar alınmaktadır.

Mesane Kanseri

Ürolojide en sık görülen kanser türlerindendir. Tüm kanserler içinde, % 4 oranında ölüm nedenidir. Erkeklerde kadınlara nazaran 3 katı daha fazla görülür. En çok 55 ile 70 yaşları arasında görülür. Daha genç hastalarda da görülebilmektedir.


Sigara, mesane kanserinin bilinen en önemli nedenlerindendir. Kronik idrar yolu iltihapları, bazı suni tatlandırıcılar ve çevreden maruz kalınan bazı kimyasallar hastalık oluşmasında rol oynayabilir.

İdrarda kanama ve yanma en sık rastlanan belirtileridir. Sıklıkla idrarda kan pıhtısının görülmesi sonrası yapılan incelemelerde saptanır. Sık idrara gitme, idrar yapma zorluğu, kasık ve karın ağrısı görülebilir.

Dolu mesanenin ultrason ile incelenmesi tanıda çok önemlidir. İdrarın sitolojik incelemesinde kanser yönünden şüpheli hücreler aranır., "Sistoskopi" denilen idrar yolundan endoskopik olarak girilip tümöral yapıların direkt görülmesi ile mesane kanserinin varlığı kesinlik kazanır.


     

Sistoskopi esnasında bu tümöral dokuların tamamının TUR yöntemi (kapalı ameliyat) ile çıkarılmasıyla hem patolojik inceleme için doku elde edilmiş, hem de hastalığın birinci basamak tedavisi yapılmış olur.

Tümör mesanenin duvarının derin katlarına inmemişse, ameliyat sonrası belli bir süre mesane içine ince bir kateter yardımı ile ilaç verilmesi gerekebilir. Her üç ayda bir sistoskopi yapılarak mesane içinin görerek kontrolü gelişebilecek nükslerin erken tanı ve tedavisine imkan sağlayacağından çok önemlidir.

Daha ilerlemiş olgularda mesanenin tamamen alınması, yerine bir miktar barsak kullanılarak böbreklerden gelen idrarın toplanması için bir rezervuar kese oluşturulması gerekir.

 

Prostat Kanseri

Her 6 erkekten 1'ini etkilemektedir.

Yaş ilerledikçe prostat kanserine yakalanma ihtimali artmaktadır.
- 40 yaş altında 10 bin kişide bir
- 40-59 yaş 39 kişide bir
- 60-69 yaş 14 kişide bir

Baba, erkek kardeş ve oğulda prostat kanseri varsa ihtimal 2 misli artmaktadır.

Her 2.7 dakikada yeni bir hastaya tanı konmakta, her 19 dakikada 1 erkek bu hastalıktan ölmektedir.

 

Prostat kanserinin tanısında parmakla rektal muayene, kan PSA düzeyi bakılması ve ultrasonografik inceleme önemlidir. Bulgularda kanser şüphesi kuvvetli ise prostat biyopsisi yapılır.

Prostat kanserinin tanı konulduğunda hayat kurtarıcı olabilecek erken dönemlerinde bu hastalığa özgü herhangi bir şikayet yoktur. Bu nedenle 50 yaş üzerinde (yakın akrabalarda prostat kanseri var ise 40 üzerinde) yıllık düzenli prostat muayenesinin yapılması hastalığın erken dönemde yakalanabilmesi açısından çok önemlidir.

Prostat kanseri eğer prostat bezine sınırlı kalmışsa, genelde radikal prostatektomi denilen, prostatın tümünün alındığı ameliyat yapılır. Bazı hastalarda sadece yakın izlem, bazılarında radyoterapi tercih edilebilir. Kanser prostat dışına yayılmış ise, tamamen tedavi edilme olasılığı güçleşir. Bu hastalarda, hormon tedavisi veya kemoterapi uygulanır.

Özelliklere kemiklere yayılmış kanserde sırt, bel, kalça, bacak ağrıları olabilir. Tüm vücut kemik sintigrafisi çekilerek ağrıların prostat kanseri kaynaklı olup olmadığı araştırılır.

Düzenli egzersiz, kısıtlı kalori alımı, kalp sağlığı için uygun diyet (kırmızı etten kısıtlı, az yağlı gıdalar, bol sebze, meyve) prostat kanseri için koruyucudur. Dengeli beslenmek ve abartılı diyetlerden kaçınmak gerekir.

Testis Kanserleri

Erkeklerde sperm ve erkeklik hormonlarını üreten testislerin biri veya her ikisindeki hücrelerin malign (habis) hale gelmesi sonucunda testis kanseri oluşur. Erkeklerde 15 ila 34 yaş arası en sık tespit edilen tümördür.  Tedavideki gelişmeler sonucu günümüzde testis kanserli hastalarda iyi bir seyir görülmektedir. Özellikle erken teşhis edilen kanserlerin %95'den fazlası iyileştirilebilmektedir.

Cerrahi olarak düzeltilmiş olsa da inmemiş testis bir risk faktörüdür. Penis, testis veya böbrekler ile ilgili doğumsal bir yapı farklılığının olması durumunda yatkınlık artabilmektedir.

Testis kanserlerinin büyük çoğunluğu germ hücre tümörleridir (spermleri oluşturan hücrelerden köken alan tümörlerdir.) Germ hücre tümörlerinin iki tipi vardır; seminomlar ve seminom dışı olanlar. Bazı tümörler her iki tipi de içermektedir. Nadir olarak testisin destek dokusundan (stroma) tümör gelişebilir ki bu tümörler genellikle daha iyi huyludur.

Testis kanserleri doktor tarafından rutin muayenede veya daha sıklıkla hastanın kendisi tarafından tespit edilir. Testiste ağrısız şişlik, sertlik, skrotumda ağırlık, alt karın bölgesi ve kasıklarda ağrı veya skrotumda ani sıvı toplanması ve şişlik şeklinde bulgular olabilir.

Hastanın muayenesi ve ultrasonografik olarak testis tümörü ile uyumlu bulguların olması halinde tümör belirteci olan bazı kan testlerinin yapılması ve testise yönelik cerrahi tedavinin hızlı bir şekilde planlanması gerekir. Kanserin vücuttaki yayılımını değerlendirebilmek için tüm vücut tomografisi gibi ek tetkikler yapılır.

Erken evre seminomlarda ışın tedavisi sıklıkla gerekir. Daha ilerlemiş olgularda ve seminom dışı tümörlerde ek cerrahi tedaviler ve kemoterapi gerekebilir.

Tek sağlıklı testis cinsel fonksiyonlar ve sperm üretimi için yeterlidir. Ancak; kanserli testisin alınması sonrası gerekebilecek ek tedavilerin özellikle sperm üretimi üzerine olası olumsuz etkileri nedeniyle tedavi öncesi sperm alınması ve dondurularak saklanması imkanı hastalara sunulmalıdır. Başarıyla tedavi edilen hastaların düzenli takipte olması önemlidir.